İzmir Fashion Week

Hello! Geçtiğimiz hafta İzmir’ den bir moda rüzgarı geçti ki hepimiz modanın büyüleyici sarhoşluğuna kapıldık. Sevgili Hilton İzmir’ in ev sahipliğinde, Rönesans Ajans ve Otuzbeşlik.com un davet kapsamında, Fashion Week’ in ikinci gününde İzmirli blogger arkadaşlarımla birlikte gerçekleştirdiğimiz ”Moda Sohbeti” miz oldukça keyifliydi. Sosyal Medya’ dan, modaya meğer anlatılacak ne çok şeyimiz varmış! Adeta kelimeler birbirini kovaladı diyebilirim.. İlkokulda orman haftasında okuduğum iki kıtalık şiiri saymazsak, uzuuun zaman sonra ilk defa böylesine bir kalabalık önünde konuşma yaptım. Mikrofonu elime alıp cümleleri sıraladığım anda ki heyecanı hatırladıkça hala gülümsüyorum..

Moda Sohbetimizden sonra defileleri seyretmek için salonda yerimizi aldık.

 DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’ nin beyaz ağırlıklı, pastel ve açık renkli kumaşlardan oluşan genç ve dinamik tasarımları görülmeye değerdi.


Fc Plus Fashionism ile yeni sezon erkek giyim trendlerini gözden geçirmiş olduk. Bu kış kaban yakalarında kürk detayları mı desem, ekoseli efendime söyleyim çizgili takım elbiseler mi desem her birine denk gelebilirsiniz benden söylemesi…


Gecenin finaline geldiğimizde bizi otrduğumuz sandelyeden kaldırıp adeta bir masal diyaına götüren Yiğit Eryendi defilesi ile başbaşaydık. Her bir tasarımı öyle çok sevdim ki… İncecik kumaşlar üzerine işlenen desenlerin sanatindan mı bahsedeyim yoksa dozunda yerleştirilmiş uçuş uçuş fırfırlardan mı? Modelllerin, tasarımları nude taşıması kesinlikle tasarım için seçilmiş en iyi askıydı. Sahne dekoru, ışıklar, müzik hepsi bir bütün olarak büyüleyici bir masal şehrinde gibi hissetmemizi sağladı tabii tüm bu ayrıntılarla birlikte en çok tasarımlar…




Üçüncü gününde yani son gün Diva Magazin’ i n happy hour partisi ile kapanışı yaptığımız İzmir Fashion Week Fahrunnisa, Lefzen, Somfashion, Nurkombin gibi tesettür tasarımcıların defileleri ile bizleri karşıladı. Kapanışta Sevgili Murat Acar’ ın tasarımları bizleri pırıltılı kumaşların, taşlarla işlenmiş büyüleyici atmosferi ile ağırladı. Dekorda kullanılan makas ve mezura figürü eski bir tekstil tasarım öğrencisi olarak beni atölye günlerimi götürdü diyebilirim. Yine püskül detayları, uçuş uçuş tüyler ve pırıl pırıl parlayarak tüm dikkatleri üzerinize çekmeyi başaracak olan detaylar göz kamaştırıcıydı..




Defile sona erdikten sonra, Hilton İzmir’ in 32. katında Diva Magazin’ in happy hour partisi ile müziğin ritmine kapıldık! Gecenin ilerleyen saatlerine doğru Sevgili Emrah Göktaş’ ın dj perfarmansı ile bu yıl 5. düzenlenen İzmir Fashion Week’ e veda etmiş olduk. 



Umarım gelecek yıl tekrar görüşürüz..

Sevgiler…

Reklamlar

Secret Altın İğne – Akne İzi Tedavisi

Merhaba, nasılsınız? Umarım iyisinizdir.. Ben bir kaç gündür çok heyecanlıydım nedeni ise, cuma günü @netsclub da yaptırdığım Secret Altın İğne tedavisi.. Bir önceki yazımda çok yakında bu işleme başlayacağımızdan bahsetmiştim. Biliyorsunuz akne tedavisinden sonra cildimde oluşan sivilce izlerinden oldukça rahatsızdım.. Bunlardan kurtulmak için tedaviye ilk adımı Altın İğne ile attım.
Secret Altın İğne nedir?

Cihaza yerleştirilen mikro iğne başlığında 0.3mm inceliğinde 25 iğne bulunur. İşlem sırasında iğneler yardımıyla derinin altına ulaşan enerji ile birlikte dokularda yeni kolajen üretimi, eski sorunlu kolajenin onarılması, leke oluşumunun azaltılması amaçlanır. İşlem, doktorunuz tarafından uygun görülmesi takdirinde 3 veya 4 seans sürebilir.

Etkileri;

Cildin gençleştirilmesinde, kırışıklık tedavisinde, cildin toparlanması ve gözenek sıkılaştırılmasında, çatlak tedaviside, leke & akne tedavisinde, aşırı terlemede, boyun & dekolte bölgesi toparlamada uygulanan oldukça etkili bir işlemdir.

Tedavi nasıl uygulandı?

@netsclub e gittiğimde randevu saatime hemen hemen bes dakika vardı. Aynur hanım olağanüstü tatlı enejisi ile beni karşıladığında ilk işimiz cildimin fotoğrafını almak oldu (before -after için). Sonrasında işlemin uygulanacağı bölgeye yani tüm yüzüme uyuşturucu krem sürüldü. Yaklaşık 30-35 dakika cildimin uyuşmasını beklerken o esnada @netsclub ın şahane bahçesinde kahvemizi içtik. İtiraf etmem gerekirse bekleyiş çok daha heyecanlı! Dudaklarımın, cildimin yavaş yavaş uyuştuğunu hissettim.. Evet beklenen süre dolmuş, sıra işleme gelmişti. Yüzümdeki uyusturucu krem solusyon ile temizlendikten sonra, kişiye özel uygulanan ve tek kullanımlık olan Altın İğne başlığı cilde temas etti! Nasıl anlatsam ilginç bir deneyim.. Başlık her ne kadar 25 iğneden oluşsa da iğneler ince yapılı olduğundan canınız tahmin ettiğiniz kadar çok acımıyor. Hiç acımıyor diyemem evet biraz acı hissediyorsunuz hatta gözünüzden yaş bile gelebilir ama dayanılmayacak boyutta bir acı değil. Bu esnada yine doktorunuza büyük iş düşüyor.. Doktorunuza güveniyor olmanız, işlem sırasında doktorunuzun sizi iblgilendirmesi, işlemi adım adım anlatması, sizi telkin etmesi büyük güç veriyor! 

İşlem sonrası ciltte oluşan hasar aynı zamanda cildin altındaki hasarı onarıyor ki, bu mucizevi bir şey. Seans sonunda cildim biraz şiş ve kızarık ve mutlu bir şekilde @netsclub den ayrıldım. 24 saat boyunca cilde su ile teması yasak! İşlem sonrasında onarıcı krem ve günes kremi uygulanıyor zaten ama sorasında sizinde güneş kremi ve onarıcı kremi uygulamaya özen göstermeniz gerek.. Uygulama anında ki videoları, kullandığım kremleri ve Nets Club’ ın instagram sayfasını aşağıda paylaşıyor olacağım. Cildinize iyi bakın.

Sevgiler..

Nets Club İnstagram sayfası; http://instagram.com/netsclub

İşlem öncesi ve sonrası kısa film; 


Onarıcı bakım kremi & güneş kremi;

Q Switch Lazer

Yaz aylarının kavurucu güneş ışınlarına veda etmekle birlikte lazerli işlemlere start verildi. İnstagramdan takip edenler bilirler yaz boyu güneş kremi, güneş yağı vs. etkenlerden dolan gözeneklerimi Nets Club’ da medikal aqua cilt bakımı ile temizlemiştik. Sonbaharın gelmesi ile birlikte leke tedavisi (sivilce izi) için yine Nets Club’ ın yolunu tuttum ve bugün ilk seans q switch lazer işlemi uygulandı. Deneyimlemek isteyip, aklında soru işareti kalanlara yardımcı olabilecek nitelikte bir yazı ile sizi baş başa bırakıyorum. 
Q switch lazer; hemen her yaş grubunda kullanılabilen, kolay ve hızlı sonuç veren, kişinin günlük yaşamını olumsuz yönde etki etmeyen bir işlemdir.


Makyajsız, temiz bir cilde uygulanan karbon 15-20 dakika bekletildikten sonra lazer atışları ile deri altına hapsedilir. Bir sonnra ki lazer atışında, ciltte gözle görünür şekilde olan karbon lazer atışları ile patlatılarak ciltten temizleniyor. Isı işlemi ve son olarak nemlendirici+güneş kremi uygulanarak cildiniz güne kaldığı yerden devam edebiliyor. Diğer lazer işlemlerine göre size sağladığı en önemli avantaj kızarıklık vs. yaşamadan güne kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz. İşlem sırasında hissettiğim acı yok denecek kadar az diyebilirim.


 ”Peki ne işe yarar q switch lazer?” derseniz.. 

1- Leke Tedavisinde kullanılıyor. Akne lekeleri, yaşlılık lekeleri, güneş lekeleri hatta tattoo izlerinin silindiğini söyleyebilirim.

2- Akne Tedavisinde kullanılıyor. Aktif aknelerin tedavisinde, yağlı ciltleri kontrol altınada tutma ve gözenek sıkılaştırmada kullanılır.

​​
Kısa vadede cildin pürüzsüzlüğü ve parlaklığı sağlanıp, gözle görünür şekilde gözeneklerin sıkılaştığına şahit olabilirsiniz. 

Uzun vadede ise, lekelerin açılması, kolajen üretimindeki artışa oranla cildin toparlanması ve sıkılaşması gibi etkiler görünüyor.

Güneş ışınlarından cildinizi koruyabildiğiniz takdirde her mevsim rahatlıkla yaptırabileceğiniz bir işlem. Ben yaz aylarında kendimi güneşten korumakta pek başarılı olamadığım için, güneş ışınlarının biraz daha sakinleşmesini bekledim diyebilirim 🙂

Bu tarz işlemlere başlamadan önce asıl önemli nokta kliniğinize güvenmek. Lütfen profesyonelliğine güvenmediğiniz kişi ve kurumlara cildinizi teslim etmeyin. Her işlem sonrasında dediğim ilk şey iyi ki Nets Club ile tanışmışım oluyor. Doktorunuzun size yaklaşımı, ortamın temizliği ve kişilerin profesyonelliği en önemli unsur. Sonrasında zaten günün en mutlusu siz oluyorsunuz 🙂

Doktorumla akne izlerinden kurutlmaya kararlıyız! Q switch ile başladığımız tedavimiz yaklaşık 10 gün sonra Secret Altın İğne ile devam edecek.. 

Nets Club intagram sayfası;

http://instagram.com/netsclub

Şimdilik hoşçakalın…

Bir Tatlı Huzur Cunda Adası

Sevgili MFÖ’ nün de dediği gibi; nasıl anlatsam, nereden başlasam? Cunda Cundaa 🙂 Tamam tamam sululuğu bırakıp, tüm ciddiyetimle yazacağım! Umuyorum..
İnstagram’dan takip edenler bilirler, geçtiğimiz hafta sonu Ayvalık Cunda Adası’ ndaydım. Allah biliyor ya hiç bu kadar seveceğimi, hele ki kendimi oraya ait hissedeceğimi düşleyerek çıkmadım yola. Sahil kasabasına gidiyorsam eğer, yol heyecanım hep vardır benim.. Üzerine bir de best friends dediğimiz arkadaş kontenjanından biri yanımda olunca yolculuk ekstra keyifli oldu tabii. 

İzmir otogarından bindiğimiz otobüs yolculuğumuz, Ayvalık otogarda ”neredeyiz biz ya” etrafa bakışlarımızla sonuçlandı. Siz de bizim gibi Adaya gidecekseniz tekrar araç kullanmanız gerekecek.. Otobüsten inip, bavullarımızı alıyorduk ki, ”adaya mı yolculuk?” diye bir taksici dibimizde belirdi. Önce 45 tl gibi bir fiyata bizi adaya ulaştıracağını söyleyip, sonra hadi 35′ e olur diye teklifte bulununca kazıklanacağımızı hissedip ”baska ne ile ulaşabiliriz” e odaklandık ki, Ayvalık merkeze giden minübüsler olduğunu öğrendik. Kişi başı 2,5 tl gibi cüzzi bir miktara merkezdeydik. Minibüsten inip sahil boyu tekne turlarını görünce, heves edip ertesi güne tekne turu bileti alalım hevesine kapıldık.. 

Ayvalık’ a ayak basmış olmanın mutluluğu ile kafamızda beliren ilk şey Ayvalık tostuydu tabii :)) Merkezde bulunan Tostçular Çarşısı’ na gidip midemizi şenlendirdik. Şuan fiyatlar ne kadardı hatırlamıyorum ama oturduğumuz hemen her mekanda sahil beldelerinin aksine fiyatlar çok uygundu. Hemen ardından; deniz kıyısında bulunan Kanelo Kafe’ nin sakızlı türk kahvesini ve güler yüzlü hizmetini çok sevdik. Manzarayı izlerken, buranın bir diğer adının ”binbir rüzgar” olduğunu öğrendim. Nedeni 4 dakikada bir rüzgarın yön değiştirmesiymiş.. 


Ayvalık’ ın her köşesi fazlasıyla huzurlu ve aslında şöyle bi durum var; sizi, aynı zamanda şaşırtıyor! En olmadık yerden şahane bir manzara ile karşılaşabiliyorsunuz mesala..
Farkındaysanız hala konaklayacağımız otele geçemedik. Bavullar bagajda, biz ayvalık yollarında Cennet Tepesi’ ne çıktık. Cennet Tepesi’ nden baktığınızda İlk boğaz köprüsünü görebilirsiniz! Ayvalık’ a kuş bakışı bakmanın güzel noktalarından biri.


Ayvalık’ da ayak basmadık yer bıraktık mı bilmiyorum ama artık Cunda’ ya geçme vakti gelmişti. Cunda Adası’ nın kalbinde bulunan otelimiz adı gibi miss lavanta kokularıyla karşıladı bizi. Sevgili Küçük Oteller Sitesi’ nin tavsiyesi üzerine, Lavanta Cunda Butik Otel’ de konakladık. İyi ki de orada konaklamışsız, çok sevdik. 1893 yılında aslında bir rum evi olan Lavanta Cunda’ yı yapısını bozmadan restore ederek, günümüze nostaljik Rum evinin ruhunu taşımışlar. Yüksek tavanlı ferah odaları, çiçekler ile süslenmiş balkonu, mandalina ve limon ağaçları ile lavanta kokularının buluştuğu, tarih kokan Lavanta Cunda bize huzur kattı desem haksız sayılmam. Kahvaltısının ve ev yapım reçellerinin lezzetinden bahsetmeme gerek yok sanırım.. :))






Ah Cunda sokakları.. Benliğini kaybetmeden sen nasıl bugünlere gelebildin? Taş sokakları, tarihi yapıları, restaurantlarda çalan greek müzikleri ile aşık etti bizi kendine! Size şu cafeye ya da şu restauranta mutlaka gidin diyemem. Çünkü, herkesin damak zevki farklıdır ama akşam yemeğimizi yediğimiz Lal Girit Mutfağı’ nın Karidesli enginarı başta olmak üzere hemen her mezesini çok beğendik. Çarşı epey kalabalık, sokak müzisyenleri ile oldukça keyifliydi. 





Değirmen kafe adıyla da bilinen, Sevim & Necdet Kent Kitaplığı mutlaka görmeniz gereken yerlerden.. 


Alibey Adası’ nın girişinde bulunan bu manastır ve kilise; Edremitli iki keşiş tarafından, F.S.M. in İstanbul’ u fethinden çok kısa bir süre önce kurulup, Aziz Yahya’ ya atfedilmiştir. Devrinde çok önemli azizleri, patrikleri ve keşişleri bünyesinde barındıran bu Manastır’ ın en önemli şahsiyetlerinden birisi de Patrik Paisos’ tur. Burada ki kitaplık 1835′ den itibare zenginleşmeye başlamış, dini kitaplar yanı sıra, 17z ve 18. yy kilise hukuku hakkındaki yayınlarıyla ün salmıştır.


Günümüzde ise, Rahmi Koç’ un maddi ve manevi katkıları ile restore edilmiş ve böylece Alibey adası 2007 tarihinde önemli bir kitaplığa kavuşturulmuştur. Kitaplığın isiminin verildiği, Necdet H. Kent’ in oğlu Muhtar Kent, merhum babasından kalma bin üç yüzü aşkın kitabı bu kitaplığa bağışlamıştır. Hem büyüleyici atmosferi ile bu minik kütüphane, hem de değirmen cafenin manzarasına aşık olmak garanti..




Gelelim bir diğer tarihi uğrak yerimize.. Taksiyarhis Kilisesi..



Rumlar ve Ortodokslar tarafından 1873 yılında Anakent Kilisesi olarak inşa edilip; kilise Taksiyarhis’ e, yani koruyucu baş melekler Cebrail ve Mikhail’ e atfedilmiştir. Yıllar geçtikçe harap bir hale gelen anıtsal yapı bir takım restorasyon işlemleri sonucu 2014 tarihinde Ayvalık Rahmi M. Koç Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Sergileme de oldukça geniş çaplı bir yelpazeye verilmiş olmalı ki, minimalist oyuncaklardan bebek arabalarına, klasik araba modellerine, zaman ölçüm aletlerine, eski dikiş makinaları ve eskiye dair bir çok objeye ev sahipliği yapmaktadır.

Her köşesi tarih kokan bu sahil kasabasının 16 km’ lik Sarımsaklı plajına uğramadan dönmeyin evinize! Gece gittiğimiz cafe-bar çıkışı tamamen spontane, Sarımsaklı sahilde bulduk kendimizi.. Sabaha karşı 04.00′ e kadar ay ışığı seyredip, sahilin dalga sesleri ile huzura boğulduk yine! Siz gündüz gözüzyle gidip, bizim yerimize de denizine girin lütfen.. :))


Tatilimizin son günü, Yeni Çarohori yani günümüzde ki adı ile Küçük Köy’ e uğradık. Burası aynı zamanda köy kahvesi, tarihi Camiisi, sanat galerisi, şirin cafe ve taş evleri ile Boşnak Köyü olarak biliniyor.





Ve manzaranın dibi Şeytan Sofrasında’ yız! Manzaranın yanı sıra dilek dileme, çaput bağlama olayını ekstra sevdiğimi söyleyebilirim :)) İrili ufaklı adalara karşı kırmızı kurdeleli dilekler insanlara umut olmuş..


Şeytan Sofrası’ nın hikayesinden kısaca:

Rivayete göre; Rumların yaşamış olduğu, Osmanlı’ nın hüküm aürdüğü dönemde bu tepede Panolepe adında (Şeytan lakaplı), kendini halktan soyutlamış, mistik bir yaşam süren bir şahıs yaşamaktaymış. Civarda kıtlık baş göstermeye başlayınca, din adamları tarafıdan kıtlığın sebebi olarak Panolepe gösterilmiş ve halkı galeyana getirerek onu linç etmesini istemişler. Bu haberi alan Panolepe, kuş sütü dahi eksik olmayan kuş sütü hazırlamakta bulmuş. Linç etmeye gelen halk sofranın cazibesine kapılıp Panolepe’ yi unutmuşlar, o da buradan kaçarak kurtulmuş. O tarihten beri bu tepenin adı Şeytan Sofrası olarak bilinirmiş.


Rivayetlere göre ayak izinin hikayesi;

Gerek tek Tanrılı, gerekse Pagan dinlerin tek bir ortak özelliği vardır. O da şeytanın cennetten kovulduğudur. Yunun mitolojisinde ise, tanrılar kralı Zeus tarafından bu görev Ay Işığı tanrıçası Selene’ ye verilir. Selene tarafından cennetten kovulan şeytanın bir adımı buraya, bir adımını ise, Midilli adasına atıp kaçtığı rivayet edilir…


Şimdilik hoşçakal güzel Cunda ❤️

Lavanta Cunda; 

http://instagram.com/lavantacunda

Küçük Oteller Sitesi;

http://instagram.com/kucukoteller

Cilt Bakımı & Perma Kirpik

Merhabalar, yaz mevsimine resmen start vermişken, Haziran’ ın ilk günü soluğu Nets Club’ de aldım. Bilen bilir; güneş ışığına olan aşkım ve karşı koyamadığım güneş yağları ile aram bu kadar iyi iken, Lazerli işlemlere adım atmaya bile cesaret edemedim! Şöyle anlatayım; asıl yaptırmak istediğim işlem Fraksiyonel Lazer iken, bugün alt yapıyı Cilt Bakımı ile hazırladık. Yaz aylarında, güneşin dik ışınlarından kendimi koruyamayacağım için Lazer işlemini ise, Eylül ayı sonrasına erteledik. 

Gün içerisinde toz, egzoz dumanı, her yere dokunup sonra yüzümüze sürdüğümüz ellerimiz; üstelik, her ne kadar yıkasak da (!) yeterince hijyenik olmadığımızı ve cildimize çok kötü davrandığımızı farkettim bugün. Hiçççç ”beni neden karıştırıyorsun işe?” demeyin, biliyorum yalnız değilim. Evde uyguladığımız maskeler, ayna karşısında işkence haline gelen siyah nokta çıkarma çabaları ile istediğimiz sonucu ne denli alabiliriz oturdum düşündüm, bir sonuca varamadım!

Ayda bir veya bir buçuk ayda bir defa profesyonel olarak cildimize bakım yaptırmamız gerekiyor. Vakumlu cihazıyla, gözenek sıkılaştırıcısıyla, kendimi profelyonel bir çift ele emanet ettim bugün, Nets Club’ de. Cilt bakımım yapılırken, aynı zamanda ”cilt tipime uygun neler kullanabilirim?” , ”hangi ürünlerin temizliği bana daha iyi gelir?” gibi faydalı bilgiler de aldım tabii.. Temizleme işlemi bittiğinde cildimin nefes aldığını hissettiğimi söyleyebilirim.

Sadece cilt bakımı yaptırıp, geri döndüğümü sanıyorsanız yanılıyorsuz! 🙂 Kirpiklerimin kısa ve seyrek olduğundan şikayet edip dururum.. Meğer benim kirpiklerim kısa değilmiş (!) sadece biraz kıvrılmaya ihtiyacı varmış.. 🙂

Bi’ de kirpik perması yaptılar bugün Nets Club’ de.. Benim ilk deneyimimdi. Kirpiklerimi bugidi denilen işlemle sarıp, üzerine solusyon kıvamında yapıştırıcı uyguladılar. Bu yapıştırıcı işlemi iki defa tekrarlanıp, yaklaşık 30 dakika gözlerim kapalı bir şekilde bekledim. Ben duşta şampuanı bile gözüme kaçıran insanım 🙂 bu yapıştırıcı gözüme kaçar da kör olurum, Allahımm gazetelerin üçüncü sayfalarına düşer miyim yareppim diye o 30 dakikayı nasıl geçirdim, bir de gelin bana sorun! İşlemi uygulayan, Cansu hanım o kadar profesyoneldi ki tabii ki böyle bi’ şey olmadı. Hatta yapıştırıcıyı ne ara sürdü onu bile hissetmedim. 

İşlem sonunda, iki hafta boyunca kalıcı olan özel bir boya ile kirpiklerim boyandı. Tıpkı, doğal bir şekilde rimel uygulamışım gibi görünüyor ve iki haftalık kalıcığılının yanı sıra; havuz, deniz vs.. gibi faaliyetlerde bu özel kirpik boyasının kalıcılığının devamlılığını öğrendim. Kirpiklerimin kıvrımlı şekli ise yaklaşık iki buçuk ay kadar devam edecek. Kirpik permasının en güzel yanı, ekstra bi’ şey eklemeden kendi kirpiklerimin hacimlenmesi.. Hem cilt bakımından, hem kıvrımlı kirpiklerimden çok memnun kaldım.

Evde ayna karşısında ölü zaman geçirmekten kendimi men edip, Cilt Bakımımı rutin haline getirip, kirpik permasına da ayrıca göz kırptığım günler yakın…

Net Club instagram sayfası;

http://instagram.com/netsclub

Sevgilerimle..

Publik Park #kendinehasfestival

Helloooo! Kübana Gazinosu’ ndan bildiriyorum, size palmiyelerin selamı var! Geçen yıl tasarım markalarına, gastronomiye ve gün boyu aktivitelere yer veren Pübliko 13 Mayıs günü Publik Park ile çıktı karşımıza…Dj performanslar, bağımsız tasarım markaları, dünyayı dolaşan müzik kolektifi Feathered Sun, Raz Ohara ve Jo. K. e ikilisi, grammy ödüllü müzisyen Arto Tunçboyacıyan ve şuan sayamadığım bir çok keyifli müzik aşıkları ile ritme kulak verip, dansa, müziğe adeta doyduk diyebilirim.

İzmir hiç bu kadar bohem havasının rüzgarına kapılmamıştı! Modanın eskiye dönüşünün yanı sıra, festivalin ruhuna özel kombin seçimleri ile gelen festival tutkunları; retro gözlükler, kot etekler, püskül detaylı ceketler, otantik pantolonlar ile büyülerken, adeta tüm kostümleri tamamlayan, efsane palmiyeler en güzel aksesuarımızdı! 

Müziğin ritmine kapılanlar, Dj’ e kulak kabartanlar tıpkı; hastag de vurguladığı gibi #kendinehasfestival özgür, salaş ve kendine hastı. Öğle saatlerinde başlayıp, gecenin ilerleyen saatlerine doğru katılım ve atmosferin artması ile kafaların ve keyiflerin doruğa ulaşması kaçınılmaz oldu mu dersiniz? valla oldu! 

Epic fair’ de de benzer ruhu yaşayıp tadı damağımızda bi şekilde evimizin yolunu tuttuktan sonra; ilaç gibi geldin Puplik Park. En kısa zamanda #kendinehas tarzın ile bizi yine büyüle!



photo @publikopr


photo @doorstepping
photo @publikopr

photo @flycyln

photo @kemalyaran
photo @hulyaaltaylar

Sezon Başı, Alaçatı, Katre Otel, Hıdırellez

Başlığa karar veremeyince, konu başlıklarını metin başlığı yapan blogger yapmışlar! Hazır sezon henüz açılmamışken, geçtiğimiz günlerde minik bir Alaçatı çıkarması yaptım. bu kısa tatile Alaçatı çıkarması demek ne kadar doğru olur tartışılır tabii.. 

Aslında Alaçatı’ yı değil, Katre’ yi özlemişim ben! Hala haberiniz yoksa, benden duymuş olun.. Katre yeni sezonu ; Alaçatı’ nın kalbinde, yani çarşıda ”Evliyagil by Katre Otel” olarak tüm huzuru ile karşılamaya hazır, rezervelerinizi bekliyor. 


Nasıl anlatsam, ne yazsam az kalacak gibi hissediyorum. İnsanı rahat hissettiren bi’ şey varsa o da, evinde gibi hissetmek olmalı. Tatilde olmazsa olmazlar diye bir dizi liste çıkarsam ilk sırayı, ”rahat hissetmek” alırdı sanırım.. 🙂


Kuş sesleri ile başladığınız güne, yine kuş sesleri ile veda ediyorsunuz.. havuz başında güneşten bunalırsanız, avluya geçip serin bi’ seyler içebilirsiniz ya da terasta ki balkonda gün batımını seyrederken görüş açınızda ki değirmenler ruhunuzu beslemek için iyi bir fikir olablir. 

Ben, akşamı havuz başında Erhan Bey’ in harika şarkı seçimleri ve nefis bir kadeh şarap ile karşıladım hep.. rutin gibi oldu, hafif esen Alaçatı meltemi saçlarımı okşadı, şevkat gösterir gibiydi.. Bahçede ki çiçekler, ansızın masama konan serçeler yüzümü gülümsetti, ruhumu dinlendirdi.

Sabah olunca, Figen hanımın hazırladığı efsane kahvaltılar ile ödüllendirir gibi hissettim kendimi..Şekersiz,taze kavrulmuş fındık ve hurma ile yapılan nutelladan bahsediyorum! Antakya’dan gelen keçi peyniri ayrıca kasap sucuğu, Çeşme Ovacık’tan gelen pembe domatesi ve mevsim meyvelerinden (yine şeker kullanılmadan yapılan ama bir o kadar lezzetli olan) reçelleri ve Antakya’ dan gelen sürk çökeleği hafif acılı lezzeti ile iştahınızı ikiye katlayablir.. İçerisinde; semizotu, dereotu, maydonoz, çökelek ve hafif nar ekşili ege salatası kahvaltıda bize eşlik edenler arasında yine favorim oldu. Sağlıklı beslenmenin, organik ürünler tüketmenin vücudumuza ne çok iyi geldiğinden bahsedip dururuz ya, Katre’ de birebir yaşama şansınız var. Organiğin lezzeti damağınızda kalıyor, bağımlılık bile yapabilir hatta! Bu kadar iddialı yazıyorum 🙂



Unutmadan, konaklama haricinde sadece kahvaltı için yine Evliyagil By Katre Otel’ i tercih edebilirsiniz.. Ayrıca veganlar için ayrı kaplarda vejeteryan yemekleri pişirildiğini de bilmenizi isterim. Kolay ulaşabilmeniz için instagram profillerinin linkini buraya iliştiriyorum..

Evliyagil By Katre Otel instagram hesapları;

http://instagram.com/katrekahvalti

http://instagram.com/katreotel







Gelelim Alaçatı sokaklarına…

Orada bulunduğum tarihler arasında Hıdırellez Şenliklerine denk gelmem tamamen şans eseriydi. Dileklerimizi gül dalına astıktan sonra kendimizi Alaçatı sokaklarına attık. Sezon başı filan dediğime bakmayın.. Aman Allahımm herkesin bi eğlenesi gelmiş! Beklediğimden çok daha kalabalık sokaklar, Hıdırellez Şenliğinde karşıladı bizi.. Hacımemiş de greek müzikler ile dans edenler, roman mahallesinde roman müzikleri ile dans edenler, anason kokan sokaklar, neşeli yüzler, kısacası her şey çok keyifliydi. Zaten şöyle bi’ şey var, müzik ve anason kokusunun olduğu yerde eğlenmemek imkansız.. 🙂


Bi sonra ki yazıya kadar hoşçakalaın ve (!) Alaçatı sen İzmir’ in süslü bebeğisin! Hep böyle kal..